Showing posts with label Pazar. Show all posts
Showing posts with label Pazar. Show all posts

Sunday, June 14, 2015

Rusya’ya zeytin, zeytinyağı ihraç edebilir miyiz?

Rusya’da raflar, mallar ve fiyatlar resimde görüldüğü gibi. 

Türk lirası cinsinden fiyatları kabaca anlamak için rubleyi 20’ye bölmeniz yeterli.

Resimler, bir gün öncesine ait (13 Haziran 2015), yani taze…Mekansa buranın en büyük hipermarket zincirlerinden birinin mağazasından.

Şahsen tanıyanlar ya da benim eski bir yazımı okuyanlar uzun bir süredir Moskova’da yaşadığımı bilip soruyorlar: “Rusya’ya zeytin, zeytinyağı ihraç edebilir miyiz?”

Gücüm yettiğince cevap vermeye çalışıyorum: Değil Rusya’ya Kuzey Kutbuna bile ihracat yapabilirsiniz.  Yeter ki gerekli şartları yerine getirin.

Uygun fiyatlar sunabiliyorsanız, kaliteli ürününüz varsa, marka değeri yaratabilmişseniz kapınızı bile kırarlar malınızı almak için.

Girişte bahsettiğim bazı arkadaşların hatırladığım bir kaçının yazışmalarından örnekler:

“Eniştem Marmarabirlik’te muhasebede çalışıyor. Tanıdıklarımız var. Biz de ihracat yapmak istiyoruz, olur mu?”

“Uzun yıllar yurt dışında çalıştıktan sonra emekli olup Türkiye’ye döndüm, bir tekne aldım. Bir yıl önce Edremit Körfezi kıyılarında gezerken sahile yakın satılık 20 dönümlük bir zeytinlik görüp, çok beğenip satın aldım. Zeytinlerimizi değerlendirmek istiyorum. Rusya’ya ihracat yapabilir miyiz?”

Moskova’daki gıda fuarına gelen ismi lazım değil önemli bir şirketimizin genel müdürü bana müşterilerini de fuara getir,” diyor. Ben de “Olur, ellerinden tutar, getiririm. Sen de yarım saat içinde kontratını yaparsın,” diyorum.

Hikaye uzar gider, ancak meramımı anlamışsınızdır.

Yukarıdaki soruları tevcih eden arkadaşların her sene daha da kan kaybeden ihracatımıza katkıları olur mu dersiniz?

İyi de İspanyolların, İtalyanların, Yunanların ve hatta Tunusluların, Arjantinlilerin mallarının pazarda yer bulabildiği Rusya’da niye ilaç için bir şişe de olsa Türkiye’nin zeytinyağı olmaz?

Cevabını bilen var mı?

Kimsenin keyfini kaçırmak istemiyorum, ancak bence yedi sene önce yazdıklarımın üzerine bir arpa boyu da yol alamadık, alabilecek gibi de görünmüyoruz maalesef.
( http://www.zeytinkulturu.blogspot.ru/2009/01/rusyada-zeytin-zeytinya-var-m-m.html )

Enseyi kararttığım falan düşünülmesin; ben yine de soranlara imanla cevap vermeye devam edeceğim.


Wednesday, April 29, 2015

Türkiye’de zeytin-zeytinyağı sektörünün içinde bulunduğu açmaz

 

Mustafa Alhat, şöyle diyor:

“Zeytinyağında iki farklı yol var. "İtalyan modeli" yani geleneksel çiftçilik ve yağa işleme prosesinin prome edildiği ve bunun karşılığını ödeyebilecek zengin kesimi hedefleyen yani lüks tüketim objesi zeytinyağı diğer yol ise "İspanyol modeli" dediğimiz sık dikilmiş zeytinlikler yoğun tarım ve teknoloji uygulandığı için birim maliyeti daha ucuz olan ve orta direğin de zeytinyağı kullanabilmesini hedeflemiş zeytinyağcılık.

Bizim ülke yetiştiricilik ve değirmencilik olarak İtalya'ya benziyor, ama iş satışa gelince İspanya ile yarışmak durumunda kalıyor. Yani pahalıya mal edip, ucuza satmak da adı konmamış bir "Türk modeli " olmuş.

Toplantılarda veya yazışma ortamlarında hep şu söylenir;
"Türkiye ne İtalyadır ne de İspanya... Türkiye kendi modelini yaratmalıdır."

Çok güzel bir söylem.

Bu söylemin içini nasıl doldurabiliriz? Türk çiftçisi Türk sanayicisi nasıl bir yol haritası çizmelidir?”


İşte bu soruların cevabı bulunduğu zaman yol alabileceğiz.

Wednesday, October 28, 2009

Yeni bir sezonun başlangıcında Zeytincilik

















Yeni bir sezonun başlangıcında
Zeytincilik

M.Hakkı Yazıcı
mhyazici@yandex.ru

Zeytincilik sektöründe son üç yıldır yaşanan hayal kırıklıklarına rağmen bu yıl da bütün zeytin köylerinde, geçen sezonun hasadının hemen arkasından, zeytinlikler sürüldü, budama, aşılama, gübreleme, ilaçlama, sulama işleri yapıldı; bahardan itibaren ağaçların tomurcuklanması, somakların patlaması, çiçeklenmesi, tanelenmesi dikkatle izlendi... Taneler irileşmeye, yağlanmaya başladı.
Ve işte yeni bir sezonun başlangıcındayız…
Yeşiline ihanet etmeyen ölümsüz zeytin ağaçları, tanrının insanoğluna armağanı olan meyvelerini vermeye hazır.Geçen yılların piyasa olumsuzluklarına rağmen bu yıl iyi bir sezon yaşayacağımızı umuyor ve diliyoruz.

Yeni sezonda nasıl bir rekolte?

Son yıllarda sıkıntıların yaşandığı zeytin ve zeytinyağı sektöründe bu sene iyi bir sezon olacağı umuduyla yüzler birazcık da olsa gülmeye başladı.
Uzmanlar doğal bir afet yaşanmaması halinde son 20 yılın en bereketli zeytin ve zeytinyağı hasadının gerçekleşeceğini belirtiyorlar. Beklentilere göre Türkiye'de bu sezon 160-180 bin ton zeytinyağı, 300 bin ton da sofralık zeytin rekoltesi umuluyor. Sektör temsilcilerini ve uzmanları bu beklenti içine sokan gelişmeler ise, 2009 yılının bol yağışlı geçmesi ve Türkiye'nin önemli zeytincilik merkezlerinden gelen olumlu haberler.
2013 yılında üretim miktarını 600 bin tona yükseltmeyi planlayan Türkiye'nin hedefi sektörde İspanya'nın ardından dünya ikinciliğine yükselmek.

Rekolte Tahminleri

İzmir Ticaret Borsası (İTB)’nın koordinatörlüğünde yürütülen 2009-2010 sezonu zeytin ve zeytinyağı tahmini rekoltesi 30 Eylül 2009 tarihinde açıklandı.
İzmir Ticaret Borsası (İTB)’nın yanı sıra Ege İhracatçı Birlikleri, İzmir Ticaret Odası, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü ile Zeytindostu Derneği işbirliğiyle gerçekleşen tahmini rekolte çalışmasına göre, bu yıl Türkiye genelinde 169 bin 752 ton zeytinyağı elde edilmesi bekleniyor.
İTB'den yapılan açıklamada; 105 milyon 255 bin 436 adet meyve veren, 40 bin 144 bin 183 adet meyve vermeyen ağaç olduğu belirtildi. Ağaç başına ortalama 11.7kg. zeytin verimi saptanırken, 1 milyon 227 bin 474 ton zeytin tanesi alınacağı açıklandı. Bu miktarın 409 bin 449 tonunun sofralığa, 818 bin 25 tonunun ise yağlığa ayrılacağı belirtildi. Ortalama bire dört randıman ile 169 bin 752 ton zeytinyağı elde edileceği duyuruldu.
İTB tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Rekolte tahmin çalışmasında 28 tarım il müdürlüğünden veri talep edilmiş, 25 il müdürlüğünden alınan cevaplardan yararlanılmıştır. İzmir, Manisa, Balıkesir, Çanakkale, Bursa, Aydın ve Muğla illerinde bulunan çalışma programına dahil ilçe müdürlüklerinin birçoğu ile görüşme yapılmış ve bölgemizde bulunan 12 ticaret borsasının bildirdiği ilgili üyelerinin, bölgede yer alan zeytin ve zeytinyağı işletmelerinin, köylerde bire bir görüşme ile üreticilerin görüşleri alınmıştır" görüşüne yer verildi.
Tahmini rekolte tespitine göre; Ege ve Marmara bölgelerinde bulunan Balıkesir, Çanakkale, Manisa, Aydın, Muğla, İzmir ve Bursa illerinde toplam 82.948.915 adet meyve veren, 20.106.337 adet meyve vermeyen ağaç mevcut. Ağaç başına ortalama 10,1 kg. zeytin verimi ile 839.983 ton zeytin tanesi alınacağı, bunun 278.885 tonunun sofralığa, 561.098 tonunun yağlığa ayrılacağı, bundan da ortalama 1/5 randıman ile 112.015 ton zeytinyağı elde edileceği tahmin edildi.
Eğer bu tahminler doğru çıkarsa gerçekten ilginç bir sezon yaşanmış olacak; bu sezon 'yok yılı' olmasına rağmen, 'var yılı' olan geçen sezonun rekoltesi olan 160 bin tonun üzerinde bir rekolte elde edilecek.

Bir Başka Rekolte Tahmini Çalışması

Bir diğer Rekolte Tahmini çalışması olan, UZZK koordinatörlüğünde bu yıl başlatılan Ulusal Resmi Tespit Heyeti de çalışmalarını tamamladı.
Rekolte tespit sonuçları ve sektördeki diğer gelişmeler hakkında bir basın toplantı düzenlendi. Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi'ndeki toplantıda konuşan UZZK Başkanı Dr. Tan, heyetin 28 Eylül ile 2 Ekim arasında sahaya indiğini ve ülkenin toplam zeytin ağacı varlığının yüzde 96'sını teşkil eden 19 ilde çalışmalar yaptığını söyledi.
Yok yılında bulunduklarını vurgulayan Tan, çapraz sorgulama yapıldığını ve raporun titiz bir çalışmayla hazırlandığını aktardı. Söz konusu 19 ilde 107 milyon 620 bin 97 adet meyve veren ağaç bulunduğunu, ağaç başına 10,5 kg ile 1 milyon 126 bin 363 ton zeytin alınacağını belirten Tan, bunun 389 bin 120 tonunun sofralık olarak ayrılacağını ifade etti.
Mustafa Tan, 737 bin 244 ton zeytinin ise yağlığa ayrılacağını belirterek, "Bundan da ortalama 1/5 randımanla 147 bin 491 ton zeytinyağı elde edilecek. Toplam ağaç varlığı 150 milyon 751 bin 495 adettir. Meyve verenlerin toplama oranı ise yüzde 71'dir." dedi.
Ege ve Marmara bölgelerinde zeytinyağı rekoltesini de 105 bin 395 ton olarak açıklayan Tan, bölgeden 305 bin 774 ton sofralık zeytin elde edileceğini söyledi. Geçen yılki zeytinyağı rekoltesinin 130 bin ton olduğunu hatırlatan UZZK Başkanı, iç piyasaya 90-95 bin, ihracata 23 bin ton gittiğini vurguladı. Dr. Mustafa Tan, zeytinyağı üretiminin son 6 yıl ortalamasının ise yaklaşık yüzde 26 yükseldiğinin altını çizerek, üretimden vazgeçilmemesini istedi.

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin, ise rekolte tahminleri ile ilgili şunları söyledi. "İzmir Ticaret Borsası organizasyonuyla yürütülen zeytin ve zeytinyağı rekolte tespit çalışması sonuçlarına göre 2009-2010 sezonunda 169 bin 752 ton zeytinyağı üretileceği tahmin edildi. Arada 20 bin ton gibi bir fark var. Hangisinin doğru olduğu bizim söyleyebileceğimiz bir şey değil. Ama sektör konseyin ekolte tahmin sonuçlarına itibar etmek durumundadır."

Zeytinciliğimiz hangi aşamada?

Zeytinin anavatanı olan Türkiye’de, 5 bölgede, 35 ilde, işlenen tarım alanlarının yaklaşık 658 bin hektarlık kısmı, yaklaşık yüzde 2,5-3’ü zeytinlik, …Üretilen zeytinin yüzde 80’i yağlık, yüzde 20’si sofralık olarak değerlendiriliyor. Dünyadaki 485 zeytin çeşidinin 123’ü Anadolu’da. Bu çeşitlerin bir kısmı endemik özellikte.
Zeytincilikte, birkaç senedir, umutlandıran önemli bir atılımın içindeyiz. Ağaç varlığımız her geçen gün artıyor. Tanıtıma, markalaşmaya, kaliteye, tağşişle mücadeleye, tadım panellerinin oluşturulmasına eskisinden daha fazla önem veriyoruz.
Türkiye, yıllar önce 500 bin dolar olan yıllık aidatı pahalı bularak çıktığı Uluslararası Zeytin Konseyi’ne (UZK) yeniden girmeye hazırlanıyor. Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ticaretinde dünyaya yön veren Konsey’e üyeliğine hem muhalefet, hem de sektör temsilcileri tam destek veriyor.
Son yıllarda zeytinciliğe ilgi duyanların sayısı arttı. Türkiye’nin zeytin ağacı varlığı 90 milyonlardan 150 milyona ulaştı. Bu artışta Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın zeytin dikenlere verdiği desteğin büyük payı var. Desteklerle, Ege, Antakya, Adana, Mersin, Gaziantep’te zeytinciliğe büyük yatırımlar yapıldı.
Tarım Bakanı Mehdi Eker, ’Zeytin ve zeytinyağında önümüzdeki 10 yıl içerisinde,1 milyon hektar zeytin alanı, 160 milyon zeytin ağacı sayısı hedefliyoruz. Ağaç başına verim 25 kg, kişi başına zeytinyağı tüketimi 5 kg, kişi başına sofralık zeytin 6 kg, zeytin üretimi 4 milyon ton, zeytinyağı üretimi 450 bin ton, zeytinyağı yurtiçi tüketimi 250 bin ton, zeytinyağı ihracatını 200 bin ton olarak hedeflenmektedir,’ demişti.
Aynı demeçte ’ülkemizde son 10 yıllık ortalamalara göre; sofralık zeytin üretimimiz 363.000 ton, yağlık zeytin üretimimiz 878.000 ton, zeytinyağı üretimimiz ise 120 bin tondur. Yıllara göre değişmekle birlikte dünyadaki yerimize bakarsak, sofralık zeytin üretiminde ikinci, zeytinyağı üretiminde ise beşinciyiz. Ülkemiz tüketimi yıllara göre değişmekle birlikte, sofralık zeytin tüketimi ortalama 135.000 ton, zeytinyağı tüketimi ise 60.000 tondur. Sofralık zeytin ihracatımız 35-70 bin ton arasında değişmekte olup, ihracatı gerçekleştirdiğimiz ülkeler AB ve Ortadoğu ülkeleridir. Zeytinyağı ihracatımız ise ortalama 60 bin ton olup, ihracatımızın yarısından fazlasını (% 60-65) AB`ye gerçekleştirmekteyiz,’ demişti.

Dünya piyasasında zeytin-zeytinyağı

Yıllık dünya zeytin üretimi 18 milyon ton, zeytinyağı üretimi ise yaklaşık 3 milyon ton.İlk üç sırayı İspanya, İtalya ve Yunanistan alıyor. Bizim dördüncülüğümüzle, beşinciliğimiz bile tartışmalı.
İspanya, dünyadaki zeytin üretiminin yüzde 55'ini, İtalya yüzde 15'ini, Türkiye ise yüzde 10'unu gerçekleştiriyor. 400 milyona yakın ağaç varlığı ile İspanya, dünya zeytinyağı sektörünün kaderini belirliyor. Yüzde 15 üreten İtalya ise zeytin ticaretinin yüzde 75'ini gerçekleştiriyor. Sektörde İspanya, İtalya, tekel oluşturmuş durumda. Üretimde İspanyollar, pazarlamada ise İtalyanlar üstün.
Dünya zeytinyağı üretimi ortalama yıllık yaklaşık 2.150.000 ton, tüketimi 2.050.000 ton; Türkiye’nin üretimi 160 bin ton, tüketimi 70 bin ton. Türkiye’nin dünyadaki payı ancak % 7’lerde. Pazarda fazla gücümüz yok. Markamız yok. Bu durumda dünya fiyatlarını belirlememiz hayal. Pazarda sağlam bir yer edinebilmek için uzun vadeli, doğru politikalara ihtiyacımız var.
IOOC (International Olive & Olive Oil Council )’nin Eylül 2009’da yayımlanan en son raporuna göre 2008/2009 sezonunda dünya zeytinyağı üretimi 2.746.000 ton olarak gerçekleşti. Sofralık zeytin üretimi ise 2.060.000 ton oldu.
2009/10 sezonunda iklim koşullarının böyle gitmesi halinde bir önceki sezona göre daha iyi bir rekolte beklenmekte.
2008/09 sezonunda dünya zeytinyağı tüketimiyse yaklaşık 2.843.000 ton olarak gerçekleşti. Bu sezonda geçen sezona göre daha fazla bir tüketim umulmakta.
Ulaşan resmi olmayan bazı son bilgilere göre önümüzdeki sezon için diğer üretici ülkelerdeki rekolte beklentileri şöyle:
İspanya 1.250.000 ton
Yunanistan 250.000 ton
İtalya 250.000 ton
Tunus 150.000 ton
Suriye 140.000 ton
Fas 60.000 ton
Portekiz 70.000 ton.

Sorun ürettiğimizi tüketememek…

Zeytinin yükselen bir değer olduğu; zeytinyağının besleyici değerinin, sağlık açısından ne kadar önemli olduğunun bütün tıp otoriteleri tarafından ifade edilmesi; ülke olarak zeytine artık gereken önemi verdiğimiz; fidan desteklerinin de katkısıyla çok yakın zamanda belki de İspanya’yı yakalayacak ağaç varlığına ulaşabileceğimiz falan, bunların hepsi tamam da eksik olan bir şey var. O da ürettiğimizi tüketememek.
Bırakalım açık ara önümüzde olan İspanya’yı, İtalya’yı, Yunanistan’ı; önümüzde arkamızda olan, iktisaden bizden güçsüz olan Tunus, Suriye gibi rakibimiz olan ülkeler kadar bile kişi başına zeytinyağı iç tüketimimiz yok. Kişi başına zeytinyağı tüketimi, komşumuz Yunanistan’da 20 kg., İtalya’da 15 kg., İspanya’da 10 kg., Suriye’de 7-8 kg iken bizde ancak 1 kg.
Zeytinyağını üreten bir ülke olmamıza rağmen halkımız yeterince tüketmiyor ve tüketen de zeytinyağının doğru kullanımını yeterince bilmiyor.
Zeytinyağı tüketimi iki misli artarsa, yani en azından 2 kg. olursa; hem bizim üreticimiz ayağını toprağa daha sağlam basacaktır, hem de daha sağlıklı bir toplum olma konusunda bir nebze de olsa ileri adım atmış olacağız. Türkiye’de zeytinyağı tüketimi iki misli olsa, yani yaklaşık 120-140 bin ton olsa nerdeyse bütün zeytinyağı üretimimiz iç piyasada tüketilecektir. Dünyadaki önemli üretici ülkelerin zeytinyağı tüketimleri ortalaması 12 kg. kadar tüketimimiz olsa yağımız zaten kendimize yetmeyecek.
Türkiye'de yıllık 750 bin ton likit, 450 bin ton margarin, 150 bin ton diğer kullanım olmak üzere toplam 1 milyon 350 bin ton bitkisel yağ tüketiliyor. Buna karşılık bitkisel yağ üretimimiz toplam 415 bin ton. Yani yağ eksiğimiz var… Bu hesapla 935 bin ton kadar.Evet…Türkiye'nin yıllık bitkisel yağ açığı yaklaşık 1 milyon ton ve her yıl yağlı tohum ve ürünleri için ödenen rakam 1 milyar doların üzerinde.
Yani yemeklik yağ açığımız var, dışarıdan ithal ediyoruz- hem de sağlıksız ve değersiz yağları,.. İthal edilen bitkisel yağları ucuz diye alıp tüketiyoruz. Bu, hem döviz kaybına neden oluyor, hem de yeterince sağlıklı beslenemiyoruz; diğer yandan iç tüketimden artan güzelim zeytinyağımızı çok düşük olan dünya fiyatlarından ihraç etmeye zorlanıyoruz.
Çelişkili bir durum.

İhracat yapmak zorundayız ama…

İç tüketim rakamlarımız malum… Son yıllarda ihracatımızda da önemli bir düşüş yaşanmakta. Son üç yıllık ihracat performansımız göz önüne alındığında önümüzdeki sezonda da stok devri gözükmekte...‘Var yılı’nda da ‘yok yılı’nda da zeytincilik sektörü stok devretmekte…
Sıkıntıdan kurtulmanın iki yolu var: Üretim artışına ve arza uygun olarak iç tüketimin ve ihracatın artması… Hele hele ağaç varlığımızın hızla arttığını, daha bilinçli üretimle verimliliğin arttığını; dolayısıyla arzın giderek arttığını düşünürsek acilen çözüm üretmemizin gerekli olduğu da aşikar.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Nedim Güreli, sektör olarak 2013 yılında 1 milyar dolarlık zeytinyağı ihracat hedeflediklerini söylüyor.
Güreli, son 6-7 yıllık süreçte yoğun zeytin ağacı dikimi ile Türkiye'nin zeytin ağacı varlığını iki katına çıkardığını, belirten Güreli, "Önümüzdeki 4-5 yıllık süreçte Türkiye'nin 650 bin ton zeytinyağı üreten bir ülke konumuna gelecek ve dünya ikinciliğine oturacak," diyor.
Umudumuz Güreli’nin hedeflediği ihracat rakamlarına ulaşmak; ama bu arada aşılması zor sorunlar var.
Örneğin Türkiye dışında AB’den zeytinyağı kotası almayan ülke kalmadı. Tunus ve Suriye’den sonra Cezayir, Filistin ve Ürdün’e de kota verildi; ama nedense bize kota yok. AB’nin zeytin üreticisi irili ufaklı her ülkeye verdiği zeytinyağı kotasının 1 gramını bile Türkiye’den esirgemesi, AB ülkelerine yapılacak ihracattaki gümrük vergileri engeli bu ülkelere yapılacak ihracatın en büyük engeli… Zeytin ülkesi AB ülkelerinde devletin üreticileri bizimle kıyaslanmayacak ölçüde desteklemesi nedeniyle rekabette aleyhimize bir durumun oluşması da cabası…

Ne yapmalı?

İş sadece üretmekle bitmiyor! Ürettiğini değerine satabilmek için pazarlama stratejileri, tanıtım çok önemli. Bizden 2 kat fazla zeytinyağı üretimi olan Yunanistan bile şimdi geldiği yere büyük bir mücadele ile gelmiş. Tabii ki yağımızı ambalajlı olarak, daha iyi fiyatlarla satmalıyız. Böylece zeytinci de, ülke de kazanmalı. Bunun için de daha fazla marka yaratmalı; dış pazarda etkili olmalı; yeni pazarlara açılmalıyız. Bu da uzun ve zor bir uğraşı gerektiriyor.
Hem iç tüketimin, hem de ihracatın artırılması için tanıtım faaliyetlerine gereken önem verilmelidir. Kalitesinden zerre kadar kuşkumuz olmayan zeytinimizi-zeytinyağımızı tanıtmak, marka yaratmak, dünya vitrininde olmak, uluslararası fuarlarda boy göstermek gerekiyor.
Coğrafi İşaretleme Tescili çabaları yaygınlaşmalı. Markalı, ambalajlı, kaliteli ürün satışı özendirilmelidir.
Markalı ve katma değeri yüksek ürün ihracatı daha fazla teşvik edilmelidir.
Tağşişle mücadeleye gereken önem verilmelidir.
Türkiye’nin son üç senedir trajik bir şekilde gerileyen zeytin-zeytinyağı ihracatında toparlanıp atak yapabilmesi için hedef pazarlarını iyi belirlemesi gerekmektedir.Süregelen koşullarda, AB ülkelerine ihracat yapabilmek için, zeytin üreticisi hemen her ülkeye verilen kotalardan her ne hal ise yoksun olan; zeytin üreticisi AB ülkeleri ve kotaya sahip AB üyesi olmayan diğer ülkelerle adil olmayan bir rekabete zorlanan Türkiye’nin ancak olağan dışı iklim koşulları sonrasında, kıtlık senelerinde malının talep edilir olacağını bilmek için biraz gerçekçi olmak yeterli...O da markalı-ambalajlı değil, dökmeci olarak…Bu gidişle çok yakın bir gelecekte ihracatta ancak Tunus’un dökme zeytinyağı tedarikçisi olabilirsek kimse şaşırmasın. AB’den kota edinme mücadelesini bırakmadan, kararlı bir şekilde verirken alternatif pazarlarda yer edinmek çabası da sürdürülmelidir. ABD, Kanada, Çin, Japonya ve Rusya gibi pazarlara gereken önem verilmelidir.
Tadım panellerinin oluşturulması ve tadımcı yetiştirilmesi faaliyetlerine devam edilmelidir.
Sürekli zarar eden kooperatifçiliğin yerini evrensel kooperatifçilik ilkeleri almalıdır.
Verimliliğin arttırılması için tedbirler alınmalı, verimli üretim çabaları teşvik edilmelidir.
Girdi maliyetlerinin; mazotun, elektriğin, gübrenin, ilacın bu kadar yüksek olduğu koşullarda dünya piyasalarında rekabet edebilecek ürün elde edebilmek için devletin bu maliyetlerin asgari seviyeye düşürüleceği tedbirleri alması gerekir. Verilen primler, maliyetlere destek anlamında son derece yetersizdir. Zeytinyağına en az 1 YTL, zeytine ise 20 Y krş prim verilmelidir.
Temennimiz, iç tüketimin kampanyalarla arttırılması; ihracatın daha fazla teşvik edilerek arttırılması; daha fazla üretimle de olsa bir sonraki sezonlara stok devretmeyen güçlü bir sektörün yaratılması.
Umarız sezon başındaki umutlarımız boşa çıkmaz ve iyi bir sezon yaşarız.

Hayırlı sezonlar!...

Monday, November 10, 2008

Zeytin-Zeytinyağının açık ara şampiyonu : İspanya



















Zeytin-Zeytinyağının açık ara şampiyonu :
İspanya


M. Hakkı Yazıcı
e-posta :
mhyazici@gmail.com

Zeytincilikte, birkaç senedir, hepimizi umutlandıran önemli bir atılımın içindeyiz. Ağaç varlığımız her geçen gün artıyor. Tanıtıma, markalaşmaya, kaliteye, tağşişle mücadeleye, tadım panellerinin oluşturulmasına eskisinden daha fazla önem veriyoruz. Sektörün örgütlülüğünde de ciddi, yeni oluşumlar mevcut; UZK, Zeytindostu Derneği, Zeytinyağı Tanıtım Grubu gibi ciddi hareketlenmeler, örgütlenmeler var.

Sektörümüzün önde gelenleri, Amerika’yı yeniden keşfetmeyelim diye iyi, başarılı örnekleri inceliyor. En başta da zeytinciliğin açık ara şampiyonu olan İspanya inceleniyor. Hedefimiz de İspanya’nın arkasından dünyanın en büyük ikinci üreticisi olabilmek.

Heyetlerin biri gidiyor, biri geliyor. Örneğin Ekim 2007 sonunda Sevilla’da faaliyet gösteren Oleoestepa Kooperatifler Birliği’nin Başkanı Eduardo Perez Perez ve Genel Müdürü Alvaro Olavarria Govantes Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği’nin davetlisi olarak İzmir’e geldi.

Ocak 2008’de, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği'nin (EZZİB) organizasyonunda, Türkiye Madrid Ticaret Müşavirliği tarafından İspanya'ya bir iş ve inceleme gezisi düzenlendi. Birlik Yönetim Kurulu üyeleri, sektör temsilcileri ve basın mensuplarından oluşan 27 kişilik heyet İspanya Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, İspanya Zeytin ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği başta olmak üzere bu ülkenin zeytin ve zeytinyağıyla ilgili kuruluşlarını ve işletmelerini ziyaret ederek çeşitli temaslarda bulundu.

***

Hikaye bu ya, bir Türk zeytin üreticisi, yine bir inceleme gezisi için İspanya’ya gitmiş. İspanyol zeytin üreticisi dostu tarafından karşılanmış, ağırlanmış. Birlikte gezmeğe başlamışlar. İspanyol arkadaşı anlatıyor da anlatıyor;

“Bizim ağaç varlığımız şu kadar, Türkiye’de bize göre çok az,…

İspanya’da ağaç başına verim şu kadar, siz de çok az,..

Ağaçlara şöyle iyi bakıyoruz; böyle ilaçlama, şöyle sulama yapıyoruz…

Periyodisite farkı neredeyse yok…”

Adam haklı da bizim Türk zeytincinin canı sıkılmaya başlamış, gerilmiş.

İspanyol devam ediyor:

“İspanya’nın üretimi sofralık zeytinde bu kadar, zeytinyağında şu kadar,

İhracatımız bu kadar, markalı ambalajlı olanı şu kadar… Kalitemiz şöyle iyi, böyle iyi…”

Falan filan… Bizim Türk zeytincinin keyfi iyice kaçmış. Onun da bir kusur bulması lazım, ama ne?

“İyi, hepsi güzel, zeytin-zeytinyağında çok başarılısınız; ama siz de Güney Amerika yerlilerini; Aztekleri, Mayaları katlettiniz, medeniyetlerini yok ettiniz,” deyivermiş.


Yeni Sezonda Beklentiler

Hasat mevsiminin içindeyiz, iklim koşullarının önümüzdeki aylarda da iyi olması halinde dünya zeytin üretiminde iyi bir sezon yaşayacağımız umut edilmekte.

Bazı tahminlere göre içinde bulunduğumuz sezonda üretim rakamları şöyle olacaktır :

İspanya 1.250.000 ton
İtalya 250.000 ton
Yunanistan 300.000 ton
Tunus 120.000 ton
Türkiye 180.000 ton
Suriye 125.000 ton
Fas 70.000 ton

İspanya’da iç tüketim son aylardaki ekonomik kriz ile birlikte düştü. Normal olarak aylık iç tüketim ve ihracat toplamı 100.000 ton iken şu anda bu rakam aylık 80.000 tona düşmüştür. Tüketimin azalışından dolayı dönem sonu stokların 350.000 tona ulaşması beklenmektedir. Bu durumda, İspanya’daki gelecek yıl 350.000 ton devirden ve 1.250.000 ton üretimden olmak üzere 1.600.000 ton zeytinyağı miktarı olacağı beklenmektedir.

Dünyada süregelen ekonomik ve mali kriz nedeniyle, önümüzdeki yıl zeytinyağı fiyatlarının artmasının pek mümkün olamayacağı görüntüsü vardır. Fiyatların aşağı yukarı bugünkü seviyelerde kalması beklenmektedir.Talep arttığında fiyatların biraz yükselmesi, talep azaldığında tekrar düşmesini beklenirken, alımların spekülatif büyük alımlar değil, günlük alımlar olması öngörülmektedir. Sezon başında İspanya üretimi ile beraber fiyatlarda düşüş yaşanabilecek, üretim bittikten sonra piyasa sabit ve istikrarlı bir duruma gelebilecektir. Fiyatlar, bugün İspanya da geçerli olan fiyatların ötesinde beklenmemelidir. Sızma zeytinyağının İspanya'daki 2.400 Euro / ton’luk fiyatı makul bir fiyat izlenimi vermektedir.
İspanyol Çiftçi örgütü ASAJA ise önümüzdeki sezonda bütün İspanya’da 1.160.000 tonluk zeytinyağı üretimi öngörmekte. Bu üretim miktarının yaklaşık % 83’ünün (960.000 ton) Endülüs Bölgesinde olacağı tahmin edilmektedir.
Sofralık zeytin üretiminin ise 492.000 ton olması umuluyor.
İspanya dünya pazarında ağırlığını daha çok hissettirmekte.
Bu senenin flaş haberlerinden biri de İspanyol SOS Grubu’nun Ünilever’e ait İtalyan Bertolli markasını satınalmasıydı. Son zamanlarda İspanyollar, üretimin yanısıra ticari anlamda da inisiyatifi ellerine almaya, İtalyanların dünya pazarındaki liderliğini tehdit etmeye başladılar.Yani İtalyan zeytinyağı, İspanyolca konuşmaya başlıyor.

SOS Grubu, daha önce de bazı İtalyan markalarını satın almıştı. İspanyol SOS Grubu, Unilever'in Bertolli markasını satın alarak gücüne güç katıp, bugün 350-400 bin ton olan ambalajlı zeytinyağı pazarını Bertolli ile 600 bin tonlara kadar çıkarmayı planlıyor.
İspanya, Mayıs 2008 sonuna kadar 357.900 ton zeytinyağı ihracatı gerçekleştirdi. Bu rakam, geçen yıla göre % 5,4, son dört yıl ortalamasına göreyse % 12,8’lik bir artışı göstermektedir.
Aynı dönemde İspanya, 184.330 ton da sofralık zeytin ihracatını gerçekleştirdi. Sofralık zeytinde İspanya’nın 151.700 tonluk iç tüketimine bakarak sofralık zeytin üretiminin daha ziyade ihracata yönelik olduğu görülebilir.

IOOC verilerine gore, yeni sezonda 2.820.500 ton olacağı beklenen dünya üretiminin %43’ ü İspanya tarafından gerçekleştirilecektir.

Türkiye’de de önümüzdeki 2008-2009 sezonu Rekolte Tahmini Raporu açıklandı.
İzmir Ticaret Borsası liderliğindeki resmi heyetin açıklamasına gore; var yılının yaşanacağı yeni sezonda 327 bin 634 ton yemeklik zeytin, 159 bin 366 ton da zeytinyağı elde edilmesi bekleniyor.

Ege Zeytin-Zeytinyağı ihracatçıları Birliği’nin öngörüsü ise bu rakamın üzerinde. 180 bin ton civarında bir gerçekleşme olacağı yönünde. Bilindiği gibi geçen sene bu miktarın yarısı kadar bir üretim gerçekleşmişti. Önümüzdeki günlerdeki yağışlarla Türkiye’de rekoltenin yüzde 10 daha artacağı belirtilirken, yeni sezona 32 bin ton civarında zeytinyağının devredeceği ifade ediliyor.

Yaklaşık 200 bin tona ulaşacak ürünün nasıl eritileceği yönünde ihracatçılarda ciddi endişeler var.

Rakamlarla İspanya

Yüzölçümü : 50.479.000 Ha
Nüfus : 43.975.375 (1.1.2005)
Nüfus Yoğunluğu : 86,9 kişi/km2 (1.1.2005)
Kişi başı GSYİH :19.642 Cari fiyatlarla (2004, Euro)

İspanya’nın topraklarının %50’si tarımda kullanılıyor.

İspanya’da zeytinin geçmişi

Zeytin-zeytinyağı üretiminin İspanya’da çok eski bir geçmişi olduğu bilinmektedir. Anavatanı Mezopotamya ve Anadolu olan zeytinin İspanya’ya Fenikeliler ve Yunanlar tarafından getirildiği söylenmektedir.

Zeytin tarımı ve zeytinyağı üretiminin ilk kez Romalılar tarafından geliştirildiği söylense de zeytinyağı üretimine en büyük katkının Araplar tarafından yapıldığı belirtilmektedir.

Rakamlarla İspanya’da zeytin-zeytinyağı

İspanya, ağaç sayısında; hem sofralık zeytin, hem de zeytinyağı üretiminde açık ara dünya birincisi.

İspanyolların “zeytinyağı denizi gibi” söylemlerinin arkasında 300 milyon zeytin ağacının olduğunu ve zeytinin ülkenin hemen her yerinde yağa dönüştürüldüğünü söylemeliyiz.

-İspanya, dünya toplam zeytinyağı üretiminin %45’i ile dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisidir.

-İspanya, dünya toplam zeytinyağı tüketiminin de % 20’sini gerçekleştirmektedir.

-İspanya genelinde zeytinlikler 2.456.719 hektara yayılmıştır.

-Sektörde 380.000 kişi istihdam edilmektedir.

-En kötü iklim koşullarında bile yıllık ortalama 800.000 Tonluk bir hasat elde edilmektedir.

-Üretilen zeytinlerin %96’sı zeytinyağı üretimi için ayrılmış iken, kalan %4 sofralık zeytin olarak piyasaya sunulmaktadır.

-Zeytinyağı üretim sektöründe yaklaşık 1.814 üretici (almazaras), 61 yağ çıkarıcı, 26 rafineri, 580 laboratuar ve yaklaşık 1.595 paketleme ünitesi faaliyet göstermektedir.
Bu üreticilerin %14’ü geleneksel tipte üretim yaparken bunların üretimi toplam zeytinyağı üretiminin %1,16’sını oluşturmaktadır. Geri kalan üreticilerin %9’u 3 fazlı sistemle üretim yaparken, %72’si en modern teknoloji olan 2 fazlı sistemle üretim yapmakta ve %5’i de bir veya daha fazla metodu bir arada kullanarak karışık sistemle üretim yapmaktadır. 3 fazlı sistemle üretim yapan üreticiler toplam zeytinyağı üretiminin %3,18’ini gerçekleştirirken, 2 fazlı sistemle üretim yapanlar toplam üretimin %90,10’unu gerçekleştirmekte, karışık sistemle ise toplam üretimin %5,55’ini gerçekleştirmektedir.

-Zeytinyağı üretiminin en son aşaması olan şişeleme sektöründe 1.595 şirket faaliyet göstermektedir. Bu işletmelerden %90’u bir üreticiye bağlı olarak faaliyet göstermektedir.

-İspanyol zeytinyağı üretiminin yaklaşık %3’ü organik zeytinyağı üretimidir.

-İspanya’nın en büyük ihracat kalemleri arasında yağlar ve zeytinyağları 13. sırada yer almaktadır.

Yıllara göre İspanya’nın Zeytin-Zeytinyağı üretim, tüketim, ihracat, ithalat rakamlarına bakarsak:

Üretim (bin ton) Tüketim (bin ton) İhracat (bin ton) İthalat (bin ton)
2002 / 03 857,8 591,3 537,6 39,1
2003 / 04 1.416,6 625,9 633 61,9
2004 / 05 989,8 615,7 545,5 79,8
2005 / 06 827,4 477,7 453,6 85,5
2006 / 07 1.105,4 304,4 282,2 54,9
2007 / 08 1.250

İspanya’da Zeytin Türleri

İspanya genelindeki farklı iklim yapıları sayesinde değişik bölgelerde farklı zeytin türleri yetişmekte ve her bir zeytin türünden farklı tipte zeytinyağları üretilmektedir.

İspanya’da yaklaşık 260 farklı zeytin türünün var olduğu saptanmıştır.

Zeytinyağı üretiminde en çok kullanılan zeytin türleri: Picual, Picudo, Lechin, Cornicabra, Hojiblanca, Arbequina, Empeltre, Verdiel, Pico-Limon, Morisca, Verdala, Royal, Mollar, Morruda, Farga ve Manzanilla Cacerena’dır.

Zeytin üreticisi bölgeler

İspanya’daki en büyük zeytinyağı üreticisi bölge, üretimin %75’ini gerçekleştiren Endülüs bölgesidir. Onu üretimin %14’ü ile Castilla-La Mancha, %6 ile Extremadura, %4’ü ile Katalunya ve yaklaşık %1 ile Aragon ve Valensiya izlemektedir.

İspanya’daki 1.814 zeytinyağı üreticisinin %45’i Endülüste olup, bunun %40’ı da Jaen’dedir.

İspanya’da coğrafi tescil almış olan zeytinyağı tipleri ve bölgeleri

İspanyol naturel sızma zeytinyağlarının büyük bir kısmı zeytinyağının kalitesinin artırılması amacıyla ‘Coğrafi Tescil’ ile koruma altına alınmıştır. Coğrafi Tescil, üretim alanı, ürün çeşitleri, üretim teknikleri ve bitki karakteri gibi o ürünü özel kılan bütün özellikleri düzenler. Sadece coğrafi tescil almış olan zeytinyağları diğer zeytinyağlarından ayrılacak şekilde bu tescile ilişkin logoları taşıyabilirler.

İspanya’da coğrafi tescil almış 20’yi aşkın zeytinyağı ve bölgesi bulunmaktadır. Bunlar:

Antequera, Baena, Baix Ebre-Montsia, Bajo Aragón, Estepa, Gata-Hurdes, La Rioja, Les Garrigues, Mallorca, Monterrubio, Montes de Granada, Montes de Toledo, Sierra de Cazorla, Sierra Magina, Sierra de Segura, Siurana, Poniente de Granada, Priego de Cordoba, Sierra de Cadiz, Tierra Alta’ dır.

İspanya’daki zeytinciliği Türkiye’deki ile karşılaştırırsak

Zeytinciliğimizin sorunlarını en yakından izleyen gazetecilerden sayın Ali Ekber Yıldırım, İspanyol zeytincilerinin Tariş’le yaptığı temaslar sonrasında, Kasım 2007’de Dünya Gazetesi’ndeki köşesinde bazı bilgileri paylaşmıştı.

İspanya’da, uzun yıllar üreticiye zeytinyağında kilo başına 1,3 Euro destekleme primi ödendi.

Avrupa Birliği’nin tarımsal destekleme reformu kapsamında yapılan değişiklikle şimdi de kilo başına ödeme yerine alan bazında destekleme ödemesi yapılıyor.

Buna göre, 2007-2013 yılları arasında İspanya’da zeytin üreticisine hektar başına üreticiye 550 Avro doğrudan destek ödenecek. İspanya’daki zeytin üreticisi 2013 yılına kadar bu desteği alacağını biliyor. Yani önünü görebiliyor.
Türkiye’de ise zeytin üreticileri bu türden desteklerden ne yazık ki yoksunlar.

Zeytinyağında daha önceki yıl kilo başına 11 kuruş olan destekleme primi, geçen sene 20 kuruş olarak ilan edildi.

Açıklamalara göre; prim miktarı, bu sene de 21 kuruş olacak. Tarımsal Destek ve Yönlendirme Kurulu'nun başta pamuk ve zeytinyağı olmak üzere bazı tarım ürünlerinde 2008 yılı primini sadece 1 kuruş artırma yönündeki çalışmasına tarım kesiminden büyük tepkiler geldi. Tarım sektörü yetkilileri, düşük prim verilmesi halinde birçok tarım ürününde ithalata bağımlılığın artacağını ifade ediyor.

Sadece primin azlığı değil sorun. Destekleme primleri genellikle bir sene gecikmeli olarak ödenebiliyor. Bu durumda üreticiler, ancak kooperatiflerinin desteğiyle üretimlerini sürdürebiliyor. Ama kooperatiflerin durumu da malum.

Türkiye’deki süregelen sistemle uzun yıllar üretimin sürdürülemeyeceğini bilmek için kahin olmak gerekmiyor. Bu işin böyle devam etmesi olanaksız.

Nasıl olup da İspanya’nın arkasından en büyük zeytin olabileceğimizi bir bilen varsa açıklasın.

Murat Küçükçakır’ın izlenimleri

Sevgili Murat Küçükçakır hocam da İspanya inceleme gezisi sonrasında aşağıdaki gözlemlerini aktarmıştı :

“Bilindiği üzere Ege İhracatçılar Birliğinin İspanyaya düzenlemiş olduğu inceleme gezisine katılmış bulunmaktayım. Bu gezi içindeki izlenimlerimi sizlere aktarmaya çalışacağım. Öncelikle kendi konum olan hasat ile başlamak istiyorum.
Gezinin 2. günü Sevilla- Cordoba arasında bir bölgede bulunan zeytinliklerde hasat şekillerini görmek için gittik.Gittiğimiz bölge dekarda 7 ağaç bulunan hojiplanca çeşidi dikilmiş İspanya nın bir çok bölgesin de rastladığımız 3 gövdeli olan ağaçlardan oluşuyordu
Özellikle körfez bölgesinde olduğu gibi koyun korkusu olmadığından ağaçların dalları yerlere kadar inmişti
Hasatta pelenc bugy 900 kullanıldı. Türkiye de satılan bugy 1200 daha önceki yıllarda üretilmiş ilk modellerinden.
Sallama esnasında sırıklarla düşmeyen uç dallardaki taneler düşürüldü. Türkiye ye göre sırık acısından değişen tek şey sırıkların karbon-fiberden olmasıydı.Burada dikkate alınması gereken konu sırığın ana hasat aracı olarak değil, gövde sallayıcıya takviye şeklinde kullanılmasıydı.
Tente üzerinde kalan dal parçaları Türkiye’de çim üzerindeki yaprakları toplamak için kullanılan tarak benzeri bir aletle uzaklaştırıldı.
Tenteler toplanarak daneler bir araya getirildi ve traktöre monteli kepçe üzerine döküldü.
Boşalan tenteler tekrar ağaçların altına hemen serildi.
Kepçe ile doğru romörka dökülerek fabrikaya sevk edildi.Kimse çuval ve kasalarla uğraşmıyordu.
İşin maliyet kısmına gelince; işciler günde 6 saat çalışıyorlar. Günlük 45 euro ödendiğini ve oradaki ekibin günde ortalama 10 ton zeytin hasat ettiğini söylediler. Kaba bir hesapla, 1 kg zeytini 0,11 kuruşa topluyorlardı.”

Murat Küçükçakır hocam, Şubat 2008’de paylaştığı İspanya izlenimlerinin bir bölümünü de zeytinyağı fabrikalarının işleyişine ayırmıştı.

Gönderdiği aşağıdaki tablo birçok şeyi anlatıyor :

Kapasite(Ton) Adet İşleme yüzdesi
0-10 150 0,0310-20 75 0,0920-100 423 2,08
100-250 366 5,27250-500 214 6,90500-1000 229 14,55
1000-2500 213 30,55
2500-5000 91 28,79
5000 ve üzeri 18 11,73
TOPLAM FABRİKA SAYISI :1776

Murat Küçükçakır izlenimlerinden çıkardığı sonuçları şu şekilde aktarıyor :

“Sonuç olarak ortalama 1.200.000 ton zeytinyağı, 1776 fabrikada gerçekleşen üretimle elde ediliyor.

Ülkemizdeki zeytinyağı işleme fabrikası sayısının 1000 adet civarında olduğu söylenmekte. Bizde ortalama 120.000 ton yağı 1000 adet fabrikayla elde ediliyor. Bizde ki zeytinyağ fabrikaların kapasiteleri konusunda bilgim yok, ancak tahminim 250 tonun üzerinde ondan fazla fabrika yoktur. İspanya da elde edilen yağın yaklaşık % 70’i 1000 ton ve üzeri fabrikalardan elde edilmektedir.Burada ispanyanın maliyetlerini düşürmede kurduğu yalın sistemin avantajlarını nasıl kullandığını hep birlikte görmekteyiz.”

İspanya’da kooperatifçilik

Zeytincilik konusunda İspanya’da faaliyet gösteren çok sayıda kooperatif birliği vardır.

EZZİB Başkanı ve TİM Başkan Vekili Ali Nedim Güreli, "İspanya'da kooperatifler toplam zeytin ve zeytinyağı üretiminin yüzde 75'ini karşılıyor. Kooperatifçilik çok güçlü,” diyor. Sene başında İspanya’da kooperatiflerle yaptıkları temaslarla izleyecekleri politikaları yerinde tespit etme fırsatı bulduklarını ifade ediyor.

İspanya ekonomisine önemli katkısı olan tarım ürünleri arasında şarap, yağlık ve sofralık zeytin, meyve ve sebze türleri ile süt ve ürünlerinde tarımsal amaçlı kooperatiflerin yeri son yıllarda önem kazanmıştır.

Aslında İspanya kooperatifçiliğinin genç bir harekettir. İspanya’da 20.yüzyılın başlarında ilk tarımsal amaçlı kooperatiflerin kurulduğu görülmektedir.

İspanya Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği (CCAE) 1985 yılında kuruldu. Bugün yaklaşık 1milyon bireysel ortağı, 4500 birim kooperatifi ve 15 bölge birliği vardır.

Öncelikli olarak son yıllarda güçlü üst örgütlenme ve pazarlamada yeni yöntemler denenmektedir.

Değişen günümüz koşullarında üretim kooperatifleri şeklinde örgütlenen üretim sektörü daha fazla önem kazanmaya başlamış ve bu işletmeler naturel zeytinyağını dökme olarak satmak yerine kendi markalarıyla pazarlamaya başlamışlardır. Halihazırda kooperatifler şeklinde örgütlenmiş olan üreticiler toplam üreticilerin %56’sı olup bunlar toplam üretimin de %67’sini gerçekleştirmektedirler.

İspanya’da önemli bazı zeytincilik kurumları

ASOLİVA
ASOLIVA, İspanya’nın zeytinyağı ihracatçıları birliğidir. Kar amacı gütmeyen, özel bir statüsü olan ASOLIVA, her ne kadar resmi olarak Eylül 1977’de kurulmuş ise de benzer oluşumlar halinde 1928’den beri değişik adlar ve biçimlerde varlığını sürdürmektedir.
Birlik, hasat durumuna ve rekolteye bağlı olarak, İspanya’nın ambalajlı, şişeli zeytinyağı ihracatının % 95’inden fazlasını, dökme zeytinyağının ise % 50 ile % 75’i arasındaki kısmını ihraç eden, ağırlıklı olarak Endülüs ve Katalonya bölgelerinde faaliyet gösteren 59 zeytinyağı ihracatı şirketinin bir araya geldiği bir kuruluştur.
ASOLIVA’nın amacı, her ne kadar üyesi olan zeytinyağı ihracatçılarının çıkarlarını savunmak, İspanyol zeytinyağının tanıtımı, satışı için önlemler almak ve faaliyette bulunmak ise de herhangi bir iş muamelesinin bizzat içine girmemekte, üyesi olan ihracatçı firmaların bu meyandaki ticari faaliyetlerine destek vermektedir.
ASOLIVA, ihracat sektörünün temsilcisi profesyonel bir kuruluş olarak pek çok ulusak ve uluslar arası kuruluşun, federasyonun, birliğin üyesidir de.
Oleoestepa:Sevilla’da faaliyet gösteren Oleoestepa Kooperatifler Birliği, 4 bin ortaklı 16 kooperatiften oluşuyor.

Yılda ortalama 175 bin ton zeytin alıyor. Zeytinin bir kısmını sofralık olarak satıyor geri kalanından yılda ortalama 25 bin ton yağ elde ediyor. Yağın yüzde 60′ını ihraç ediyor, geri kalanını iç piyasaya satıyor.

Oleicata el Tejar:1960 yılında zeytin üreticilerince kurulan, halen 92 ortaklı “Oleicata el Tejar" adlı kooperatif, yılda 120.000 ton zeytini yağ olarak işlemektedir. 1.500 ton/gün kapasiteli pres tesislerinde ayrıca, 800 ton/ gün ayçiçeği de preslenmektedir. Adı geçen bu kooperatif birkaç yüksekokul ile birlikte işledikleri ürün artıklarından saatte 12.600 kilowatt elektrik enerjisi kazanan bir işletmenin de sahibidir.

İspanyol kooperatiflerinin uygulamaları

Oleoestepa’nın Genel Müdürü Alvaro Olavarria Govantes’in verdiği bilgilere göre
İspanya’daki uygulama satırbaşlarıyla şöyle:
İspanya’da zeytin üreticisi, ürettiği zeytinin tamamını ortağı olduğu kooperatife teslim etmek zorunda.
Kooperatif, üreticiden aldığı zeytini sofralık olarak veya sıkarak yağ elde ettikten sonra piyasada satıyor. Kooperatif, maliyetlerini ve masrafını düştükten sonra üreticiye ürünü ne zaman ve hangi fiyattan satılırsa onun üzerinden 15′er günlük dönemler itibariyle ödeme yapıyor.
Üretici, ürünü satılmadıkça kooperatiften avans veya ürün bedelini alamıyor. Ancak, çok zorunlu durumlarda, teslim ettiği ürünün yaklaşık değeri hesaplanıyor ve bankadan bunun yüzde 75′i kadar kredi alması sağlanıyor. Alınan kredinin yıllık faizi yüzde 4 civarında.

Türkiye İçin Çözüm ne olmalı?

İlk şartlardan biri olan devletin stratejik bir ürün olması gereken zeytinde gerekli desteği vermesinin dışında sorunun çözülmesi için ne tür önlemler alınmalı?

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin’in ifade ettiği gibi, evrensel kooperatifçilik ilkelerinin Türkiye’de de uygulanması olmalıdır.

EZZİB Başkanı Ali Nedim Güreli de "İspanya dünya zeytin ve zeytinyağında üretim lideri. Ancak bu alandaki ticarette ise, İtalya'nın liderliği sözkonusu. Son yıllarda İspanya, İtalya'nın pazardaki hakimiyetini kırdı. Dolayısıyla, dünya zeytinyağı pazarında söz sahibi olma hedefindeki Türkiye'nin İspanya'dan öğreneceği çok şey var. Sektör dünyada bir şey yamak istiyorsa İspanyasız olmaz" demişti.

Ancak bütün sektör bileşenlerinin aynı kanaatte birleşip, el ele vermeleri gerek.

Dilşen Oktay’ın dediği gibi, istediğimiz kadar müthiş üretim yapalım, eğer alıcısı yoksa veya üretimimiz yetersiz ise malımız değerlenmez… Sonuçta bu bir zincir ve sektörün bileşenlerinin hepsi; üreticiler, ihracatçılar zincirin halkaları...Birbirlerine bağlılar...Bir halkadaki hata tüm zinciri olumsuz etkileyecektir...

Bir Anı

Sonsöz niyetine Hasan Köşklü’den bir anı ile yazıyı noktalayalım :

“Denetim Kurulu arkadaşım rahmetli Ali Günsur ile Endülüs/ İspanya gezisindeydik.
Her günün gecesi olduğu gibi yine otelde dinlenirken günün de değerlendrimesini yapıyorduk.
Konumuz İspanya'da zeytinciliğin ulaştığı seviye, Franco'nun zeytinciliğe verdiği önem, AB den sağlanan destekler ve benzeri konulardı.
Bizi özellikle verilen önem nedeniyle İspanyol Zeytincisi'ne verilen önem ve geldiği seviye çok etkilemişti.
Rahmetli Ali Günsür, o gece unutamayacağım bir değerlendirme yaptı.
"Şu İspanyol zeytin üreticisine verilen öneme hayran oldum. Adamlar kendilerine sağlanan imkanlar ile üretim yapıyorlar, haysiyetli bir yaşam sürüyorlar. Memlekete dönünce arazileri, zeytinlikleri satıp, burada zeytinlik alarak burada çifçilik yapmak istiyor canım." anlamındaydı değerlendirmesi.
Ali Günsur, tabii ki zeytinliklerini satmadı,memleketini terketmedi ve İspanya'ya yerleşmedi. Rahmetli olana kadar bu topraklara hizmet etmeye devam etti.
Yüksek sesle yaptığı değerlendirme, o günlerde içinde bulunduğumuz duruma isyanıydı.
O gün yaptığı değerlendirmeye ben de katılıyorum, içinde bulunduğumuz duruma tepki anlamında ve Ali Günsur'u rahmetle anıyorum.”

Kaynaklar :

- “Zeytinyağı Sektörü Raporu”,T.C. Madrid Büyükelçiliği Ticaret Müş.,Temmuz 2007,
- “Zeytinyağı kooperatifçiliği”, T.C. Madrid Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği Raporu,
17 Temmuz 2007
- “İspanya ve Türkiye’de Zeytin Kooperatifçiliği”, Ali Ekber Yıldırım,
Dünya Gazetesi, 7 Kasım 2007.
- “İspanya Gezisi İzlenimleri”, Murat Küçükçakır, Şubat 2008

Friday, February 15, 2008

Yunanistan Raporu: Dert Bir,.. Derman Bir




Yunanistan Raporu:
Dert Bir,.. Derman Bir

M. Hakkı Yazıcı
mhyazici@gmail.com


Bu yılı da tükettik

Sektörümüz açısından 2006 yılı sezonu, karışık; öncesi de bir o kadar tartışmalı başladı.

Neredeyse hasat bitti; artık toplanacak zeytinimiz kalmadı: Yakında sonuçları da öğreneceğiz. Yani takke düşecek, kel görünecek.

Bir çoğumuz daha hala stoklarımızdaki malımızı kaça satacağımızı; kar mı, yoksa zarar mı edeceğimizi bilemiyoruz. Halbuki sezona ne ümitlerle ve ne coşkulu girmiştik… Güya bu yıl var yılı olacaktı!

Sezon başında İzmir Borsa’sının rekolte tahminine göre 170 bin ton olacağı açıklanan zeytinyağı üretiminin, özel sektör kuruluşlarına göre 200 bin tonu geçeceği , 250 bin tona ulaşılacağı ileri sürülmüştü… Arkasından tartışmalar başladı.

Aslında tartışmalar bir çoğumuzu rahatsız etse de, tartışma yerine birlik çağrıları yapsak da bu durumun bir dinamizm içerdiği de ayrı bir gerçek.

Hepimizin artık ezberlediği bazı gerçeklere yeniden bir göz atalım:

Yıllık dünya zeytin üretimi 18 milyon ton, zeytinyağı üretimi ise yaklaşık 3 milyon ton.İlk üç sırayı İspanya ( % 30), İtalya (% 24 ) ve Yunanistan ( % 18 ) alıyor. Bizim dördüncülüğümüzle, beşinciliğimiz bile tartışmalı. Biz eğer 4. isek de 3.Yunanistan açık ara önümüzde; nerdeyse bizden yaklaşık 2.5 kat fazla zeytinyağı üretiyor. Ve tabii ihracatı da ona göre…

Türkiye, dünyanın en büyük beşinci zeytinyağı üreticisi. Toprakları bizim beşte birimiz kadar bile olmayan Akdeniz’deki sınır komşumuz Yunanistan bizden önde.

Bilim ve tıp çevreleri tarafından uzun, kaliteli ömrün iksiri ilan edilen; kalpten kansere kadar pek çok hastalığa karşı koruyucu, iyileştirici etkisi olan; her türlü illete çare olduğu söylenilen bu muhteşem, mucizevi sıvıyı ne yazık ki biz pek kullanmıyoruz. Yunanistan'da kişi başına yıllık tüketim 22 litre iken, bizim ülkemizde ise bu miktar 1 litreyi bile zor buluyor.

Biz ne kadar ihraç edeceğiz; dökme mi, yoksa kutulu mu ihraç edelim, derken, her yıl yapılan yaklaşık 1 milyar dolarlık bitkisel yağ ithalatı da cabası.

Zeytinyağımızın ancak onbeşte birini kendi markalarımızla, göğsümüzü gere gere, ‘Made in Turkey' damgasını basarak dünyaya ihraç edebiliyoruz. Geriye kalan kısmını ise dökme olarak yabancı firmalar elimizden alıp, kendi markaları ve etiketleriyle ambalajlı olarak, yeniden piyasaya sürüyorlar.

Üzerimize sinmiş olan “Biz adam olmayız”, “Böyle gelmiş, böyle gider” kaderci yaklaşımından ve komplo teorileri üretme huyundan vazgeçmez isek işimiz zor…O zaman kaderimize razı olup ağlaşacak mıyız, yoksa savaşacak mıyız? Enginleri fethetme ruhuyla kollarımızı sıvayacak ve dünya sıralamasında İspanya’yı dahi geçecek miyiz? Tercih bizim…

Her şey değişecek, zaman gelecek, kendi markalarımızı kabul ettirip, kendi etiketlerimizle malımızı satacağız, diye ümit ediyoruz.

Ümitlenmek ya da ümitsizliğe kapılmak için komşunun durumuna bakmak bize fikir verebilir.

Sizinle de paylaşmak için tamamını, olduğu gibi çevirerek bu yazının kapsamına aldığım haberi ilk okuduğumda gülümsemeden edemedim. AFP’nin haberinin başlığında Yunanistan zeytinyağı üreticileri, “Bizim zeytinyağımızın İtalyan etiketi ile satılması artık son bulmalı,” diye feryat ediyordu.

Bizim tartışmalarımızın ana odak noktasını oluşturan bir konuyu; “Zeytinyağımızı Avrupalı alıcılara dökme satmak yerine, katma değeri daha yüksek fiyatlarla ambalajlı olarak satalım,” tartışmalarını hatırladığımızda, bizden yaklaşık 2.5 kat daha fazla üretim yapan, pazarda bizden daha güçlü olan Yunan üreticilerinin de dertli olmasını görmek insanı tabii ki şaşırtıyor… Komşunun derdi de aynıymış, diyoruz.

Muhtemeldir ki aynı derdin dermanı da aynıdır…

Yunan mitolojisine göre tanrılar zeytin ağacının altında doğarlarmış. İnanca göre tanrıça Athena, insanlara çok kısa sürede yaşamları için gerekli en önemli doğal ürünlerden biri olan zeytin ağacını armağan etmiş. Zeytin, Yunan kültürünün ayrılmaz bir parçası… İnsanlar, binlerce yıl, onun yağını yakıp ısındılar, aydınlandılar; sağlıkları için merhem gibi vücutlarına sürdüler; yemeklerine kattılar, meyvesini ekmeklerine katık yaptılar; kutsal törenlerinde kullandılar.

O kadar ki Yunanistan’da 3 bin yıl önce zeytin ağacını kesmenin cezası ölümdü.

Zeytinin bu denli önemli olduğu Yunanistan’la ilgili bilgilere şöyle bir göz atarsak;

Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki batı komşumuzun yüzölçümü 131.940 kilometrekare. Bunun beşte biri irili ufaklı adalardan oluşuyor. Yaklaşık nüfus ise 10.5 milyon kişi.

Zeytinyağı Yunanistan’ın en değerli ürünlerinden. Dünya üretiminin yaklaşık % 18’ini üreten bu ülkede 350 binin üzerinde aile hayatını bu işten kazanmaktadır.

Dünyada kişi başına tüketilen yıllık zeytinyağı sıralamasında 22 litre ile Yunanistan ilk sıradadır. İtalyanların ve İspanyolların tükettiklerinin iki misli zeytinyağı tüketmektedirler. Sadece kişi başına 1 litre zeytinyağı tüketilen ülkemizle karşılaştırdığımızda 20 katı fazla tüketim gözlemlenmektedir.

Yunanistan’da zeytin üreticilerinin önemli bir bölümü 3-5 hektardan daha az toprağı olan küçük çiftçilerden oluşur. Zeytinyağı fiyatlarının oluşumunda en yüksek maliyet payı % 50 ile zeytin hasadından kaynaklanmaktadır. Zeytinliklerin ve yağhanelerin önemli bir kısmı yüz seneden fazla bir zamandır faaliyettedirler. Ve üretimlerinin tamamına yakınını düşük fiyatlarla yerli tüccarlara ya da ihracatçılara satmaktadırlar. Yağhanelerin yaklaşık % 80’i modern kontinü makinelere geçmişlerdir. Zeytinlikler de aşılama, sulama, budama, bakım açısından daha verimli bir duruma gelmişlerdir. Bununla birlikte orada da, bizdekinden az olsa da aşılanmamış deliceler, düşük verimli bakımsız yaşlı ağaçlar, çevre sorunu yaratan karasu derdi vardır.

Ülkede yaklaşık 3.000 sıkma, 220 şişeleme tesisi bulunmaktadır.

Yağ üretiminin % 30’u Girit’te, % 26’sı Peloponnesos’ta, % 10’u Lesvos’ta (Midilli), % 10’u İon Adaları’nda, geriye kalan % 24’ü de ülkenin diğer bölgelerinde yapıldığı Yunanistan’da tüketilen yemeklik yağın % 80’i zeytinyağıdır.

Yunanistan’ın yıllık zeytinyağı üretimi, yaklaşık 400 bin tondur. Üretiminin % 70’i Extra Virgin Zeytinyağıdır.

Üretiminin yaklaşık üçte birini ( 135 bin ton ) ihraç etmektedir. Üretimde dünya 3.’sü olmakla birlikte Extra Virgin Zeytinyağı ihracatında en büyük ihracatçı konumundadır. Bu da büyük ölçüde dökme ihraç edilen Yunan zeytinyağının üstün kalitesini, organoleptik değerler açısından mükemmelliğini göstermektedir.

Yunan zeytinyağının % 90’ı Avrupa Birliği ülkelerine satılmaktadır. Bunun da % 80’i dökme, % 10’u Yunan markaları ile ambalajlanmış olarak yapılmaktadır. İhracatın yaklaşık 100 bin tonu İtalya’ya yapılmaktadır.Bu arada Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya, Japonya, Çin gibi alternatif pazarlara artan oranda bir yöneliş vardır.

Son yıllarda önemli bir değişim varsa da uluslararası pazarda Yunan markalı zeytinyağlarının varlığı hala çok küçüktür.

Yani Yunanistan zeytinyağı üreticileri hala dertli; ama bir çıkış arıyorlar, durumu değiştirmek için tedbirler alıyorlar. Bizler de dertliyiz. Karşılaştırdığımızda bizim çok daha fazla dertli olmamız olağan…Ancak bunu kader gibi kabul etmeden çaba içinde olmalıyız.

Arayışlarımızda belki komşunun deneyimi bizler için örnek olacaktır. İncelemekte, izlemekte fayda var.

Kaynaklar :
- Union of Grek Olive Oil Producers (SEVITEL)
-Olive Oil Production in Greece, Paul Vossen

....
Komşunun Feryadı :


“Bizim zeytinyağımızın İtalyan etiketi ile satılması artık son bulmalı,” diyor Yunanistan( AFP, Atina- 09/08/2006)

Çeviri : M. Hakkı Yazıcı
Yunanistan, yıllık 400 bin ton üretimiyle dünyanın en büyük üçüncü zeytinyağı üreticisi. Tüketicilerin önemli bir kısmı, bu ülkenin kendi ürününü dökme olarak İtalya’ya ihrac ettiğinin; ihrac edilen bu zeytinyağlarının da işlenip, paketlenip İtalyan markaları ile tekrar pazara sürüldüğünün farkında değil.
Yunanistan Maliye Bakanlığı resmi verilerine göre, gerçekleşen yaklaşık 100 bin tonun üzerindeki zeytinyağı ihracatının ancak yüzde altısı Yunan markaları ile yapılabilmektedir.
Fakat Uzakdoğu’dan ve Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen, artış eğilimi gösteren taleplerin verdiği umutla Yunan üreticileri, Yunanistan malları üzerindeki yabancı markaların hegemonyasına daha fazla hoşgörülü olmayacaklarını ifade etmektedirler.

“Stratejimiz, şu anda çok az varlığımızın olduğu, ancak yüksek potansiyeli olan Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Japonya gibi pazarlarda kalıcı bir durum elde etmektir,” diyor Yunanistan Zeytinyağı Üreticileri Birliği (Sevitel) Başkanı Gregory Antoinadis.

“Biz, pazarlama anlamında geç başlayanlardan olabiliriz, fakat bizim uzun vadeli amacımız, yabancı rakiplerimiz gibi icraatta bulunmaktır,” diye ekliyor.

Yunan zeytinyağı sektörünün tanıtıma cari olarak bir yılda yaklaşık 10 milton Euro (12 milyon ABD Doları) para harcadığını söylüyor Antoniadis. (AFP)

Yunan devleti, bu yıl, “2006 Zeytin ve Zeytinyağı Yılı” destekleme tedbirleri kapsamında 5 milyon Euro’dan daha fazla katkıda bulunmuştur.

Programın parçası olarak, Atina Uluslararası Havaalanı’nı kullanan turistlere ücretsiz zeytinyağı şişeleri hediye eden bir oluşum gerçekleştirilmiştir.

Koronel kalp hastalıklarının azalması ve zeytinyağı tüketimi arasındaki ilişkiyi gösteren son çalışmaların da katkısıyla, -uluslararası ödülleri pek çok defa alan- Yunan üreticilerinin geleneksel üretim yöntemlerini geliştirme yollarını arama umudu, onların organik ve gurme marketlerine ulaşmalarına yardımcı olacaktır.

Ancak, doğası gereği -küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluşan, zeytinlerin elle toplanıp kooperatiflerde sıkıldığı -Yunan sanayisi oldukça karmaşık bir pazarlama çabasına sahiptir, diyor Yunan Dış Ticaret Kurumu (HEPO) Pazar Uzmanı Christina Sotiropoulou.

“Kendi zeytinyağımızı kendimiz şişeleyip, satmak konusuyla çok ilgiliyiz, fakat Yunanistan küçük bir ekonomi ve yabancı firmalarla onların alanında rekabet edecek birinin finansal güce ihtiyacı var,” diye devam ediyor.

25 Yunan zeytinyağı markası, AB’nin Menşei Koruma ( Protected Designation of Origin-PDO) ve Coğrafi İşaretleme ( Protected Geographical Indication-PGI) kurumlarına kayıtlıdır, bunların 9’u Girit Adası’ndandır.

Fakat kaliteli ürün üretmek yabancı pazarda varolmak için tek başına yeterli değil, diyor Fransa’ya PDO’da tescilli Sitia Markasıyla ihracat yapan işletmeci George Papakirikos.
“Ben on yıl önce, pazarlamaya başladığımda bu yağ, Girit Adası dışına asla çıkamıyordu ve bir parfüm şişesine benzeyen ambalajlarda, Yunanca etiketle satılır durumdaydı,” diyor. “Çok kısa sürede talebin yüksek olmayacağını fark ettim.”

Şimdilerde ürün, İtalyan tarzı şişelerde, Fransız etiketiyle ambalajlanıyor ve satışlar canlı,” diye ekliyor.

Ve aynı son yıllardaki kendi kişisel iş kalkışmasında olduğu gibi, diğer Yunan işletmecilerinin de hızla sektörün pazarlama yöntemlerini öğrendiğini söylüyor, Papakirikos.

“Yunan üreticileri, fuarlarda varlıklarını artan bir şekilde hissettiriyorlar. Tanıtımlarında kendi yağlarının mükemmel bir kaliteye sahip olduğunun insanlar tarafından farkına varılması için çaba harcıyorlar,” diyor.

“Fakat İspanyol ve İtalyanların açtığı arayı kapatmanın güç olacağını, bunun zaman alacağını,” ifade ediyor.